winxmi güzel witchmi karar verin:)
27/6/2007
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
billur yazgan
4/6/2007
Billur Yazgan, "Eskiden 45 yaşında adamlar bana hayrandı, simdi cocuklar. Hayatim degisti" dedi.
Billur Yazgan, "Acemi Cadı" dizisiyle huzurlu bir hayata kavustugunu soyledi. Kendi ifadesiyle; S’nek kanalinda sunuculuk yaptigi donemde 45 yaşında erkek hayranlari varken, artik o cocuklar tarafindan seviliyor. 22 yaşındaki oyuncu ayrica sevisme sahnelerine karsi olmadigini ve Haluk Bilginer’in yer aldigi bir projede soyunabilecegini acikladi.
Oyunculuk hayatiniz nasil basladi?
- Çocuklugumdan beri ekran onunde olmayi istiyordum. Annem de beni cok destekliyordu. Hatta annem, universiteye girdigim yil, Mujdat Gezen’in oyunculuk derslerine girmemi onerdi. Sevincle kabul ettim. Ardindan da Tumay Özokur’un casting ajansina yazildim ve bir ay sonra Digiturk’un genclik kanali S’nek’te "Karsi Cinsin Casuslari" adli programin sunucusu oldum. "Şöhret" ise ilk dizi deneyimimdi. O diziye pek adapte olamadigim icin sadece sekiz bolum oynadim. Ama "Acemi Cadı"da set ortami harika.
Taniniyor olmak hosunuza gidiyor mu?
- Aslinda beni S’nek zamanindan taniyorlar. Orada agir makyajli, abartili sacli biriydim. "Acemi Cadı" sayesinde kucuk hayranlarim olustu.
Kac yaşındasiniz?
- 21’i bitirdim. Dolu dolu 22’yim.
n "Acemi Cadı"da 16 yaşındaki Tugce karakterini canlandiriyorsunuz. Devamli guzelliginizle ilgili iltifatlar duymak sizi rahatsiz ediyor mu?
- Beni endamli biri zannediyorlar. Boyum 1.70. Ekranda biraz iri gozukuyorum galiba. Halkimiz guzellige cok merakli. Ama ben oynarken, yuzumun guzel cikip cikmamasiyla ilgilenmiyorum. Zaten devamli aglayan ve bagiran bir tipi canlandirirken, ne kadar guzel gorunebilirsiniz ki?
BANA ATILAN KAZIKLARI YAZACAĞIM
Orta yasli erkeklerden de iltifat aldiginizi duydum. Dogru mu?
- S’nek kanalinda sundugum programda bu tur olaylar cok oluyordu. 45 yaşında adamlar bana hayrandı. "Çok guzelsiniz" diyorlardi. "Acemi Cadı" dizisiyle birlikte cocuk hayranlarim artti. Bu aslinda benim icin bir avantaj. Bir de ben artik yasimin insani gibi davraniyorum. Kucukken, daha olgun gorunecegim diye agir makyaj yapardim. Artik yasimin insaniyim. İliski anlaminda da boyle. Eskiden kendimden alti-yedi yas buyuklerle cikardim.
Genclik dizisinde oynuyor olmaniz, bundan sonra size gelecek oyunculuk tekliflerini olumsuz yonde etkiler mi?
- 22 yaşındayken, 16 yaşındaki birini canlandirabilmem cok guzel. Bu piyasada olacaksam eger, 30’umda da genc bir kizi canlandirabilecegim demek ki. Aslinda yasimi kucuk gosteren bir yuzum yok. O yuzden gelecege dair bir korkum yok.
Oyunculugunuzla ilgili kendinizi elestirdiginiz bir nokta var mi?
- Ben net bir sey goremiyorum ama bazilari diksiyonumu elestiriyor. Bu sorunu cozmeye calisiyorum. Lacin Ceylan’dan hem oyunculuk hem de diksiyon dersleri almaya baslayacagim. Artik farkli rollerde olmak istiyorum.
Asla canlandirmak istemediginiz bir rol var mi?
- Hayir yok.
Sevisme sahnelerinde oynar misiniz?
- Çok iyi bir projeyse oynarim. Örnegin "Buyu" filmindeki cinlerin tecavuz sahnesi gereksizdi. Üstelik o sahnede bir sey de anlatilmiyordu. Sadece vucut gostermek icin cekilmisti. Öte yandan yabanci yapimlarda kadin oyuncular ustlerini degistirdikleri, sutyensiz gozuktukleri sahnelerde bile cok dogallar. Ama Turkiye’de boyle degil. Haluk Bilginer’in yer aldigi bir projede soyunabilirim.
Oyunculuk haricinde neler yapmaktan keyif alirsiniz?
- Sinemaya gitmeyi cok severim. Havalar guzel oldugunda yurumekten ve yuzmekten keyif alirim. Spor beni zinde tutuyor. Eger spor yapmazsam tembellesiyorum. Bu yuzden spor yapmayi cok seviyorum. Ayrica her kiz gibi alisveris yapmaya bayiliyorum.
Oyunculuk haricinde bir hayaliniz var mi?
- Yasadiklarimi gunluk seklinde yayimlamak istiyorum. İpek Ongun’un tarzinda yazmak istiyorum. Tabii onun kahramanlari daha tertemiz yasiyordu. Ama gunumuzde artik oyle degil. 15-16 yaşındakiler her seyin farkinda. Hem yasadigim guzellikleri hem de bana atilan kaziklari, yedigim darbeleri yazacagim.
Artik cakallari taniyorum
Özel hayatiniz nasil gidiyor?
- Her sey yolunda gidiyor. Huzurlu ve mutluyum. Birkac yil once bazi sorunlar yasadim. Genelde ciktiklarim adam gibi adam degildi. Hepsi de cok tehlikeli tiplerdi. Ama simdi her sey cok iyi. Adam gibi birini buldum. Şu anda her seyin bilincinde olan biriyle oldugum icin mutluyum.
Tehlikeli tiplerdi, demekle neyi kastediyorsunuz?
- Kurtlar, cakallar vardir ya... Etrafinda dolanirlar; "Guzel kizmis, hem de kucukmus" derler. Artik boyle tipleri hemen anliyorum.
Gelecekle ilgili planlariniz neler?
- Oyunculuk anlaminda kendimi yetistirmek istiyorum. Bir sinema filminde oynamayi istiyorum. Korku filmi haric. Mumkunse Turkler korku filmi cekmesin.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
murat boz
3/6/2007
Biraz kendinden bahseder misin?
Eğitim hayatımdan bahsedeyim öncelikle. 1995 yılında Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi`ne girmemle müziğe ilk adımı atmış oldum... 4 sene piyano ve de keman eğitimi aldım.1999 yılında burslu olarak Bilgi Ünv. caz vokal bölümüne girdim. Ondan sonra da Tarkan’la çalışmaya başladım ve dolayısıyla okulu bırakmak zorunda kaldım. Yaklaşık 5 sene Tarkan’la çalıştım. Ve de şu an single çıkardım. Halen İstanbul Teknik Ünv. Devlet Konservatuarında müzik okumaya devam ediyorum.

Seni müziğe yönlendiren bir şeyler oldu mu?
Ortaokul zamanlarında ses yarışmaları olurdu. O zamanlarda yarışmalarda birincilikler kazandım. Ondan sonra da acaba müzikle ilgilensem mi demeye başladım yani o zaman fark ettim diyebilirim.
Ailen sana müzik konusunda karşı çıktı mı?
Hayır hiç karşı çıkmadılar aksine destek oldular. Özellikle annem çok fazla arkamda oldu.
Hem topçu hem popçu olduğun söyleniyor?
Doğrudur:) Hem topçu hem popçu yanım var. Aslında çok istiyordum futbolcu olmayı. Zaten daha albümüm yokken İTÜ’ye girdiğimde okul takımındaydım. Hatta şampiyonluklar bile kazandık. Hala oynuyorum, müzisyen olmasam futbolcu olurdum.

Tarkan’la nasıl tanıştınız ve çalışmaya başladınız?
Tarkan’la 2001 senesinde Ozan Çolakoğlu’nun vasıtasıyla tanıştık. Tarkan Karma albümünü çıkardığı sırada bir vokalist arkadaşla çalışmaya başlamış fakat seslerinin uyuşmadığını düşünüp çalışmaktan vazgeçmiş. Ozan Çolakoğlu’da bana Tarkan’ın vokalistliğini teklif etti, ben de kabul ettim.
Tarkan’ın senin ilerlemene katkısı olduğunu düşünüyor musun?
Kesinlikle evet. Daha önce de söylediğim gibi ben Tarkan’la Karma albümünden itibaren 5 sene çalıştım. O kadar çok konsere çıktım ki onunla gerçekten çok önemli deneyimler kazandım. Zaten konser deneyimleri dışında Tarkan’la oturup konuşmalarımız var. Ondan öğrendiğim pek çok şey var tabii ki. Her anlamda her türlü desteği aldım ondan. Bu arada albümümde bir parçası olacak, single’ımda yok ama çıkacak albümümde Tarkan’ın bir parçası var.
Geçmişte bar çalışması yapmışsın ve amatör grup performansların da var. O günleri özlüyor musun?
Açıkçası en çok zevk aldığım dönemlerdi diyebilirim. Hatta Bağdat caddesinde bir mekanda çıkıyorduk. Yaklaşık 2 sene kadar da orada çıktım. Müzikaller, aryalar söylüyorduk, insanlar da biz de çok eğleniyorduk. Çok güzel zamanlardı gerçekten.
Çalıştığın kişiler içinde çalışmaktan en fazla zevk aldığın isimler?
Çalışmaktan en çok zevk aldığım kişi Tarkan. Çünkü çok zaman geçirdim kendisiyle. Onun başarısına ortak olmak ayrı bir keyifti benim için. Onun dışında Shakira’ya vokal yapmıştım. Benim için özel bir deneyimdi. Gerçekten çok güzel bir bayan, televizyonda göründüğünden daha hoşmuş.
Single çıkartırken satış kaygısı ya da korku yaşadın mı?
Aslında korku olmadı. Çünkü single çıkarırken hedefimiz daha çok Murat Boz’u tanıtmaktı. Yani satış kaygımız olmadı. Ama albümle her anlamda iyi bir çıkış yapmayı planlıyoruz. Birde bu yaz o kadar çok albüm çıktı ki. Demet Akalın, Serdar Ortaç, Ajda Pekkan, Kenan Doğulu gibi isimler yeni albümlerini çıkardılar. O yüzden kaba tabirle albüm karambole gelmesin önce bir single çıkaralım dedik. Hem internet hem de çevremden aldığım tepkilerden anladığım kadarıyla da insanlar az çok tanıdılar beni. İkinci kliple birlikte daha hızlı bir yükseliş olacağına inanıyorum.
Peki albüm ne zaman geliyor?
Albümü eylül ayında piyasaya çıkarmayı planlıyorduk ama ramazan dolayısıyla tarih biraz sarkacak. O yüzden eylül’de çalışmalarımızı tamamlayıp eylül sonu gibi çıkaracağız. Klibi de eylül ayı içerisinde çekmeyi planlıyoruz.

Artık büyük bir kesim tarafından tanınmaya başladın. Yolda yürümek nasıl?
Nadiren imza isteyen insanlar oluyor. Ama tanıyorlar artık. Birçok insan da bakıyor ama çıkaramıyor beni. Bir de bana genelde ‘üstüne atlayanlar var mı şeklinde sorular soruyorlar’ ama öyle birşey yok.
Hayranlarının ilgisi seni rahatsız edecek boyuta geldi mi? Mesela Ajda Pekkan ‘Sokakta yürüyebilmeyi çok özledim!’ demişti?
Ama onlar uç noktalarda. Ben bir Ajda ya da bir Tarkan olmadığım için henüz böyle bir şey hissetmedim. O pozisyona geldikten sonra tabii ki rahat hareket edemezsiniz dışarıda ama benim için öyle bir durum söz konusu değil. Rahat rahat dolaşıyorum. Korumayla gezecek halim yok. Sonuçta beni izleyen, takdir eden insanlar o insanlar. Onlardan niye kaçayım?
Yemekle aran nasıldır?
Yemekle aram çok iyidir. İştahlıyımdır da... Hiç yemek ayırd etmem.
Mutfakta becerikli misin? Mesela sevgiline hiç yemek hazırlar mısın?
Mutfak konusunda pek becerikli değilim hatta uzaktan yakından alakam yoktur. Sevgilime makarna falan hazırlamışımdır herhalde. Bir de sosis falan kızartmışımdır. Bu tarz şeyler yani.
Alışveriş yapmaktan hoşlanır mısın?
Ben alışverişi pek sevmiyorum. Daralıyorum, sıkılıyorum yani. Kız arkadaşımla gitmeyi ekstradan sevmiyorum.
Çok para harcar mısın alışverişe?
Hayır çok fazla para harcamam. Eğer bir şeyi beğenirsem de fiyatı önemli değildir. Ama çok uçuk rakamlar harcamıyorum. Mesela bazı markalar var çük güzel şeyler oluyor. O mağazalara girmemeliyim diyorum ama beğenirsem de alıyorum.
Televizyon dünyasına sıcak bakıyor musun? Birçok popüler isme geldiği gibi sana da dizi film vb. telifler gelecektir? Bu konudaki görüşün nedir?
Evet dizi teklifleri geliyor ama pek sıcak bakmıyorum. Çünkü çok alakasız dizi teklifleri aldım ben de kabul etmedim. Yer alacağım proje çok önemli çünkü bizim insanımız çok duygusal ve bırakacağım imaj da çok önemli. Ancak iyi bir proje ve de bana uyan bir rol çıkarsa düşünebilirim. Ama zaten şu an doğru zaman değil çünkü albüm için konsantre olmuş durumdayım. Albümümüzü bitirelim, klibimizi çekelim düşünürüz.

İnternetle aran nasıl?
İnternetle aram iyidir. Genelde Google’da arama yapıyorum. Ulaşmak istediğim her türlü bilgiye ulaşabiliyorum. Kendimle ilgili haberleri takip ediyorum. Onun dışında Messenger kullanıyorum. Ama bu aralar çalışmaktan pek internetle ilgilenemiyorum.
İnternette arama motorlarında en çok aranılan isimlerden biri oldun. Birkaç tane fan siten bile var. Bu hızlı popülariteyi bekliyor muydun?
Açıkçası beklemiyordum. Bir anda oldu. İnternette özellikle birden bire patlama oldu. Benim gördüğüm 2-3 site var. Hiç bu derece iyi tepkiler beklemiyordum. Gerçekten çok mutlu oluyorum bunları görünce.
Sinemaya ya da diğer aktivitelere vakit ayırabiliyor musun?
Sinemayla aram iyidir ama bu aralar pek gidemiyorum. Evdeyken de DVD izliyorum genelde.
Peki en son hangi filmi izledin?
‘Poseidon’dan kaçış’ı izledim.
En son okuduğun kitap?
Osman Aysu’dan ‘Taş plak’
En son aldığın albüm?
En son Sefiller müzikalini almıştım. Bir de Justin Timberlake’ in son albümünü almaya gittim ama alamadım. Çünkü daha gelmemiş.
Bağdat caddesi deyince aklına ne geliyor?
Bağdat caddesi vazgeçilmez. Bana göre dünyada da sayılı caddelerden biri. Bağdat caddesinde akşamları daha çok seviyorum çünkü daha sakin oluyor, gündüz çok kalabalık geliyor. Çocukluğumun geçtiği yer. Halam Bağdat caddesinde oturuyor. Çocukluğum oradaki oyuncakçılarda geçti. Çok güzel anılarım var orada. Bağdat caddesi süper.
Yanında eksik olmayan vazgeçilmezlerin nelerdir?
Cep telefonum mutlaka yanımdadır. Çantamda da CD ve resim taşıyorum bu aralar. Sıcaklardan dolayı parfüm ve deodorantım var. Bunun dışında kitap vardır mutlaka.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
yonca evcimik ile röportaj
3/6/2007

Müzikaller ile başlamak istiyoruz. Devekuşu Kabare Tiyatrosu`na nasıl başladınız?
Devekuşu 1985-1987 aralarındaydı yanlış hatırlamıyorsam. Şan Tiyatrosu yandı o dönemde ve Şan Tiyatrosu`ndaki müzikaller bitmek zorunda kaldı. O arada da Devekuşu Kabare Tiyatrosu da daha büyük müzikaller yapmaya karar verdi. Ben de oraya geçiş yapmaya karar verdim. Orada hem dansçı hem de tiyatrocu olarak görev aldım. Hemen hemen 4 sene boyunca Devekuşu Kabare Tiyatrosu`nda sergilenen müzikallerde görev aldım.
O aslında müzikallerin 2. Devresi bana göre. Çünkü öncesi de var. Şan Tiyatrosu`nda 10`dan fazla müzikal sergilendi. Yedi Kocalı Hürmüz, Hababam Sınıfı, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Carmen, ... Bu şekilde giden bir müzikal serisi vardı. Onun akabinde de Şan Tiyatrosu yandı ve orada birşey yapılamaz oldu. Ben de Devekuşu Kabare`ye geçtim.
Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile tanışmanız nasıl oldu?
Tam olarak nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum açıkcası. O zamanlar zaten çok çekirdek bir sanatçı grubu vardı. Bütün müzik ve tiyatro sanatçıları bir arada olurdu. Her sene mesela İzmir Fuarı oluyordu. Herkes mutlaka orada oluyordu. Şimdi size tarif edemeyeceğim kadar güzel bir dönemdi o. Şimdi malesef ne eskisi kadar müzikaller ne de fuarlar var.
Ama çok net hatırladığım birşey var. İhtilal senesiydi. Biz o zaman Hisseli Harikalar Kumpanyası`nı oynuyorduk. İzmir Kısmet Otel`de kalınıyordu. Onlar da Devekuşu Kabare Tiyatrosu olarak oradaydılar. Sokağa çıkma yasağı olduğu için hepimiz aynı otelde kendi aramızda eğleniyorduk. İlk tanışma orada oldu sanıyorum. Daha sonra zaten müzikallerden de tanıyorlar beni. Sonra Şan Tiyatrosu`nun durumu sallantıda olunca teklifte bulundular bana. Ben de bu şekilde geçiş yapmış oldum.

Peki küçük yaşlarda birşeylere başlamaktan dolayı mutlu musunuz?
Ben 16 yaşında profesyonel hayatıma başladım. Hatta daha da erken aslında Yapı Kredi`nin çocuk tiyatrosunda oynamıştım. O herhalde 14 yaşıma denk gelir. Ben daha sonradan anlıyorum ki kariyer planlamamı çok daha erken yaşta yapmışım. Hatta ilkokul öncesi bile diyebiliriz. O zamandan beri benim hedefimde olan şey sahneye çıkmak, dans etmek, şarkı söylemek. Yani gitmek istediğim başka bir yol yok.
Hayal meyal hatırlıyorum ilkokul öncesinde skeçler hazırlarmışım ve mahalledeki çocukları alıp bunları sergilermişiz. Hatta kıyafetler giyerek sahneliyoruz. Arka bahçeden çamurları toplayıp, taşlarını ayıklayıp çamurdan heykeller yaparmışım ki hatta durur hala onlar. Yani sanatın her dalında bir yatkınlığım varmış. Ama hedef hep orası. Dans etmek, şarkı söylemek, tiyatro yapmak ki öyle de bir örnek yok önümde. Sonra ilkokula giriyorum ve orada bale derslerinin olduğunu öğrenip annemin başına ekşimiştim ve kendimi zorla bale derslerine yazdırmıştım.
Hedefim kesinlikle konservatuardı ve birincilikle kazandım. Konservatuara devam ederken 1979 senesinde Yedi Kocalı Hürmüz sahnelenmeye başladı. Onu Açıkhava`da izledikten sonra kesinlikle istediğimden emin olmuştum. 10-15 gün sonra “turneye gidiliyor, gelir misin?” diye teklif yaptılar. Keşke Allah`tan başka birşey isteseymişim. Başlayış o başlayış oldu.
Sizi genelde şimdiki genç kuşak “Abone” ile tanıdı. Abone çok büyük bir patlama yaptı o dönem...
Henüz Abone`nin üstüne geçen birşey yok. Ne ben ne de hiç kimse geçebildi tekrar.
Sizi aslında ilk popstar olarak da tanımlamamız mümkün?
Evet daha öncelerde hep Alafranga lafları vardı ya da aranjman vardı. Pop diye birşey gerçekten yoktu.
Türkiye`de farklı bir kültürü başlattınız. Dansla birlikte müziğin birleşmesi gerçekleşti. Türkiye için büyük yol katettiğinize inanıyor musunuz?
Evet kesinlikle inanıyorum. Bunu da nasıl başardım. Çok yüzü dışarıya dönük yani çağdaş ve batılı diye adlandırabiliriz. Çünkü ben bütün o müzikallerde 365 günün 330 günü çalışıyordum. Yaklaşık bir ay kadar tatilimiz oluyordu ve ben o tatillerimi onca sene boyunca seyehatlere harcadım. Dünya`nın dört bir yanına gittim. Oralarda dans kurslarına, workshoplara da katıldığım oldu, sadece gezmeye gittiğim de oldu. Yüzüm hep o tarafa dönük oldu. Hep orda gördüğüm şeyleri kendi ülkemde tatbik etmek istedim. Zaten dans kökenliyim. Dolayısıyla yapacağım çalışmanın içerisinde mutlaka dans olması gerekiyordu. Ve o dönemde arkadaşlarımla beraber bir dans grubu kurarak bunu öyle başlatmak istedik. Müzikteki farklılık için de mutlaka “Abone” gibi bir parça bestelenmek zorundaydı. Çünkü ben dans etmek istiyordum. Hakikaten bir kere görsellik geldi Türkiye`ye müzikle birlikte. Bunu başlattığıma inanıyorum. Daha sonra farklı müzik dalları denedim. Kendine Gel ve Bandıra Bandıra`da rap vardı. Zaten bunları ben icat etmedim, dünyada vardı. Ama ben elimden geldiği kadar kendi ülkeme taşımaya çalıştım. Çünkü tek düze gidiyor herşey ve hala öyle gidiyor.
Hala ilk yaptığı müziği yapan insan, yaptığı şekliyle yapan insan kazanmaya devam ediyor. Mesela en büyük örneği Serdar Ortaç. Bence Türkiye`nin gerçekten nabzını tutan tek insan diyebilirim. Çünkü Karabiber`im de ne yaptıysa hala aynısını yapıyor ve hala çok kazanmaya devam ediyor. Ülke olarak malesef çok fazla radikal değişiklikleri kabul edemiyoruz malesef. Ama hiç önemli değil. Önemli olan aynı yerde saymak değil benim için. Geriye dönüp baktığımda ne katmışım bunu sizinle konuşabiliyorsam bu mutluluk benim için.
Türkiye`ye “single” kavramını ilk siz soktunuz...
Evet. Türkiye`de kimsenin daha single`dan haberi yoktu. Ben 8:15`i yapmaya karar vermiştim. Hatta bana “ne gıl” dedi Şahin Özer (gülüşmeler) Adamcağız benim hatırım için tamam dedi. 2000 tane bastırdı. Öyle bir patlama oldu ki ondan sonra 200,000 tane daha basıldı. Türkiye için o zaman çok büyük bir rakamdı hele ki tek bir parça için ve hala da single yok Türkiye`de. Ben 3 ay boyunca single diye bir listede tek başıma kaldım. Sonra o listeler de kapandı müzik chartlarında. Ama yapıldı mı, bir başlangıç oldu mu? Evet...

Yurtdışı çalışmasına gelirsek. İlk denemelerden birini siz yaptınız ve bizim hatırladığımız kadarıyla hala “I’m hot for you” kadar yurtdışında başarılı olmuş bir çalışma yok?
1995 yılında herşeyi göze alarak haydaa gittik oralara falan. Çok güzel şeyler de oldu. Ama buraya yansıması doğru olmadı. İngiltere`de Dance Chart`larda 1 numara oldu. Ama burada üstünde durmak istemediler. Çünkü Türkiye hazır değildi böyle şeylere.
Türkiye`de görsel açıdan yapılmış ilk konser de sizin?
Evet 1991 yılında Ataköy`de yapmıştık o konseri. Benim ilk canlı performansımdı ve çok heyecanlıydım. Tabi ki hatalar da yanlışlar da oldu ama görsel olarak Türkiye`de yapılan ilk çalışmaydı. O günün parasıyla çok büyük paralar harcanarak bir organizasyon yapıldı. Dekorlar, asansörler, kapılar açılıyor orkestra çıkıyor, 16 kişilik dans grubu, kostümler...
Sonra 1992 ya da 1993 yılında Madonna konsere geldi Türkiye`ye. O günkü Madonna`nın konserinin ve performansının teknik olanaklar nedeniyle küçültülmüşüydü bizimkisi. İyi ki de Madonna`dan önce böyle birşeyi gerçekleştirmişim Türkiye`de. Yoksa Madonna`dan gördüler taklit ettiler gibi olacaktı ki öyle de dendi. Bu konulara hiç girmiyorum. Çünkü bizde böyle birşey var. Bizim sanatçımız ileriyi göremez, vizyonu açık değildir ve illa bakar taklit eder aynısını.
Sonraki senelerde öyle şeyler oldu ki. Mesela ben 1993 senesinde “Çıtır Kızlar”ı yaptım. 1995 senesinde “Spice Girls” çıktı. Sonra dediler ki, demek ki Yonca ordan görmüş. Yani bu nasıl bir mantıktır çözemiyorum. Tabi ki bunlar çok üzücü. Basın ve eleştirmenler arkamızda duracağına hep bizimkiler yapamaz ve taklit ederler mantığındalar. Halbuki arkasında dursalar sanatçıların çok daha farklı yerlere gelmişti bizim sanatçımız diye düşünüyorum.
Peki Türkiye`nin şu anda yurtdışı çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Küçük küçük bir atılımlar var. Ama yeterli olmuyor. Mesela Hadise var. Neden bu kadar başarılıysa gelip Türkiye`de iş yapıyor? Yurtdışında iş mi kalmadı? Demek ki olmuyor. Birşey var. Ucu politikaya da dayanıyor olabilir, belki bizim sound`umuzu beğenmiyor da olabilirler. Herşey olabilir bunun ucunda. Ama olacaktır. Denene denene eninde sonunda bir yol bulunacaktır.

Müziğe ara mı verdiniz? Uzun zamandır yeni şarkılarınızı duyamıyoruz?
Aslında farkında olmadan ara verdim. Kaldı ki albüm yapacak mısınız derseniz. Hayır düşünmüyorum. Belki bir Maxi-Single olabilir. Çünkü artık albümün geri dönüşü yok. MP3 ve tek parçanın satışının oturmasından önce albüm düşünmüyorum. Çünkü albüm daha marketteki yerini almadan MP3 sitelerine şarkılarınız eklenmiş oluyor. Albüm artık sadece gündemde kalmanızı ve hatırlanmanızı sağlıyor. Ama Nisan 2007`ye kadar bir Maxi-Single projem var.
Ama ara vermedim. Ara vermiş gibi görünmemin nedeni 3 sene önce okulumun açılması. Okulun ardından da benim çok uzun zamandır üzerinde çalıştığım çocuklara yönelik olan Yoncimik projesi var. “Yoncimik`in Maceraları” diye kitapla başlayan bir kitap serisi olacak. Yoncamik kitaplarının yanında CD`leri, oyuncakları ve puzzle`ları gibi Türkiye`nin en iyi lisanslı markası olmak yolunda hedefim var. Çocukları bu Clara`lardan Barbie`lerden kurtarmak istiyorum. Onların bize hiçbirşey kattığını düşünmüyorum. Çünkü onlar tamamen Avrupa`lı. Ama Yoncimik hem çağdaş Batı`lı hem de geleneklerine bağlı. Dolayısıyla bir Barbie`ye asla bir Ramazan kutlatamazsınız ya da iyi bayramlar dedirtemezsiniz. Daha iyi bir rol model olmak adına 3 senedir bunun üstünde çalışıyorum. Çok dikkat edilmesi ve önem verilmesi gereken bir proje bu. Sosyolog ve pedaloglarla çalışıyoruz. Ama artık yoluna oturdu o. Ayrıca 14 yaş üzerindeki gençler için “Yoncimix” dergisi var. Bu da tabi ayrı bir zaman ve özveri isteyen bir proje.
Bağdat Caddesi`ni seviyor musunuz?
Çok seviyorum. Ben doğma büyüme buralıyım. Kaldı ki sahil yolunda geçti çocukluğum. Bundan birkaç sene öncesine kadar bikinimizin üstünde t-shirtlerimizle buralarda dolaşabiliyorduk. Onun keyfi ve dokunulmazlığı hala var diye düşünüyorum. Onun için Cadde benim için çok önemli ve çok seviyorum.
Özellikle tercih ettiğiniz mekanlar var mı?
Neredeyse her mekana girmişliğim vardır. Keşfetmeyi çok severim. Ama özellikle bir “Hamburger Canavarı” olduğum için olabilecek tüm hamburgercilere girip çıkıyorum. Ama devamlı gittiğim diyebileceğim bir mekan yok. Sushi çok sevdiğim için Sushi satılan yerlere de çok gidiyorum.

Sizce Bağdat Caddesi`nin sorunları neler ya da eksikleri?
Bağdat Caddesi`nin bence artık trafikle ilgili çok sorunu yok diye düşünüyorum. Hem genişletildi hem de kaldırımlar güzelleştirildi. Herşey var artık Cadde üzerinde. Ama uzun zamandır tek bir eksiklik var Cadde`de. O da müzik. Gene belki bir yurtdışı örneği vereceğim ama İngiltere`de, Amerika`da birçok ülkede çok küçük ücretler karşılığında köşe başlarını kiralayıp enstrumanlarla kendinizi ifade ediyorsunuz. Hem geçenlere bir müzik ziyafeti hem de belediyelere gelir sağlanıyor bu işten. Bence en büyük eksiklik bu. Ben istiyorum ki her köşede bir enstruman çalan arkadaşımız olsun.
Ölmeden önce yapmak istediğiniz birşey var mı?
Açıkcası bu anlamda kendimi çok şanslı hissediyorum. Hayal ettiğim herşeyi yaptım neredeyse. Birkaç birşey var kafamda. Herhalde onları da ölmeden önce tamamlarım. Bu anlamda çok zenginim ben.
Hep derler ya hiç bir şey için geç değildir. Hep bunun altını çiziyorum. Hiç birşeyin yaşı yoktur. Mesela bizim okulumuza veliler geliyor çocuklarını yazdırmak için. ben de çok isterdim ama çocukluğumda olmadı diyorlar. Ama neyi bekliyorsun? Kendine zaman ayır ve gel! Hadi klasik bale yapamazsın artık ama Latin dansları var, R&B var, yapabileceğin başka danslar da var. Ama bizden geçti diyorlar. Bir insanın bunu söylemesi için ya insan yeteri kadar istemiyordur ya da çocuğu olduktan sonra kendinden vazgeçip onun için yaşamaya başlamıştır. Ama ben bunu doğru bulmuyorum. Bence hiç birşeyin yaşı yoktur ve gerçekten istiyorsanız bunu yapmalısınız. Bir daha gelecek miyiz bu dünyaya o da belli değil. Ben yapmayı istediğim herşeyin arkasından koşuyorum ve yapabiliyorum. Bu herkes yapabilir
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
keremcem ile röportajım
3/6/2007

Müziğe başlangıcın bildiğimiz kadarıyla piyano dersleriyle başladı?
Evet. Ama o tam bir başlangıç değildi. Ondan sonra bayağı koptu çünkü o 6 ay sürmüştü. şimdi artık piyano çalmıyorum bu arada söyleyeyim.
O yıllarda sıkıldın mı bu derslerden?
Piyano çalmaktan zevk alıyordum ama şirinler ile çakışıyordu. Bu nedenle biraz sıkılıyordum.
Peki müzik nasıl gelişti? Okulda koroya katıldın mı?
Yoo, piyano dersleri aldım, müzik derslerinde blok flüt çalardım. Onlarda iyiydim. Ama hiç de elime mikrofon yerine bişey alıp şarkı söylemedim. Yavaş yavaş gelişti. Bazen kopukluklar oldu ama hep dinleyici olarak kaldım.
Peki ilk ezberlediğin şarkı aklında mı?
Eric Clapton – Wonderful Tonight
İlham kaynağın var mıydı?
Gitar çalmaya başlamam rock dinlememle başladı ve o zamanlar Bon Jovi, Queen -Freddy Mercury hayranıyımdır-, Eric Clapton bunlar beni etkilemiştir. O zamanlar cover yapıp onların şarkılarını söylüyordum ve kliplerini izleyip biraz da özendiğim oluyordu.
Bu zamanlarda en çok kimleri dinliyorsun?
Daha çok yabancı müzik dinliyorum. Alanis Morisette hayranıyımdır, Radiohead, Coldplay.. Türkçe albümleri de takip ediyorum, ne yapıldığına bakmak açısından, ve güzel şeyler olduğuna da inanıyorum.
Türkçe’de belli bir ritim var ve melodiler değişip devamlı aynı tür şarkılar çıkıyor. Senin albümde standart diyebileceğimiz ritimleri duyamadık?
Aslında bi dönem biraz daha fazlaydı şimdi insanlar ondan sıkılmış durumda ve benim albümümün de doğru zamanda çıktığına inanıyorum.

Uluslararası ilişkiler okudun ve bitirdin. Okurken ben bu işi yapmayacağım diyerek mi okudun?
Evet ama 100% emin olamıyorsun. Bir albüm yapma fikri üniversite yıllarında yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı. Bitmek üzereyken de kemikleşmiş bir fikir vardı, yaptığım şarkıları albümleştirmek için.
Araştırmalarımıza göre müzikten ilk kazancın, Güllük’te Mitos Bar’da olmuş. Nasıldı?
Kuzenim ve arkadaşım Tolga Öner ile 3 kişi mikrofonsuz şarkı söylüyorduk. ılk zamanlar pek ümitli değildik ama çaldığımız günlerde içerisi dolmaya başlayınca büyük bir heyecan olmuştu. Yaklaşık 2 ay kadar sürdü.
Yonca Evcimik ile tanışman nasıl oldu?
Ablalarımız sayesinde oldu. Ablalarımız Bodrum’da tanışmış, arkadaş olmuşlar. Ve benim albüm yapma fikrim kemikleştiği sıralarda ablam söylüyor böyle böyle bir fikri var kardeşimin diye.. Dinliyorlar ve Yonca Evcimik, ıstanbul’a gelirsen beni ara ve yardımcı olayım dedi. Ve geldiğimde doğru kişileri bulmamı sağladı.
Yaklaşık 3 yıldır ıstanbul’dasın. Bavulunu toplayıp geri dönmene ne kadar vardı?
O kadar kötü durumda değildim ama daha vakit vardı. Ama kendime güvenim zirveye ulaşmıştı ıstanbul’a geldiğimde. Ama biraz daha vardı.
Albümde canlı kayıt yapıldı-bu büyük bir cesaret, bilgisayar bile çok az var. Bu ilk albüm için cesaret isteyen bir durum değil mi?
Evet, bu rock grupların bile pek cesaret edemediği bir kayıttı. Bu tamamen Aykut Gürel’in fikriydi. Ben bunu teklif edebilecek durumda değildim. Ve ben daha önce hiç Hücum Kayıt’la kaydedilmiş bir pop albümü duymamıştım. Ama müzisyenleri iyi seçerseniz ve şarkıların çalımında onları kendi enstrümanlarında özgür bırakırsanız olabileceğini anladım.
Albümde toplu vokal yok. Neden gerek duymadın?
Evet, toplu vokal yok. Pop albümlerde son zamanlarda aynı tarz vokaller var ve matematikleşmiş durumda. Bence şarkı vokal istemiyorsa gerek yok. Zaten albümde öne çıkarmak istediğimiz ‘şarkısını Söyleyen Adam’ olduğu için toplu vokal kullanmak istemedik. Vokal gereken yerlerde benimle birlikte bir kız şarkı söylüyor gibi izlenim vermek bizim derdimizi daha iyi anlatacaktı ve Müge Zümrütbel bu konuda bize yardımcı oldu.

Albümde kendi enstrümanlarında ustalaşmış Ferda Anıl Yarkın, Taşkın Sabah, Murat Yeter gibi isimlerle çalıştın. Bu kadar başarılı müzisyenlerle çalışmayı hayal ediyor muydun?
Hep istediğim bir şeydi, tabii ki. ıyi müzisyenlerle çalışmak sizin şarkılarınıza büyük katkıda bulunuyor. Ama bu Aykut Gürel’in müzisyen kişiliğinden kaynaklanıyor, onun arkadaş çevresi, hangi enstrümanın hangi şarkıda kimin tarafından çalınması gerektiğini bilmesi çok yardımcı oldu.
İlk zamanlar albümünü bulmak zor oluyordu ama internette mp3’lerin hızla yayılmış durumda?
Evet maalesef biliyorum. ınsanların download etmesi beni mutlu ediyor ama hoş bir şey de değil. Albüm satın alsalar beni daha da mutlu ederler.
ınsanların albüm alması için radyolara vermedik şarkıyı. Çünkü insanlar çok kolay ulaşabilirlerse şarkılara albüm almıyorlar. Ve bu çok eleştiriliyor, ama böyle davranmak istedik. Galiba Internet yüzünden biraz sekteye uğradık:)
2. klip projen var mı?
Evet var. Yakında olacak ve büyük ihtimalle de Eylül olacak.
İnternetle aran nasıl?
Utanarak söylüyorum ama pek iyi değil. Ama onunla barışmaya çalışıyorum.
Boş zamanlarda ne yaparsın?
Genelde evde olmaktan mutlu olurum. Yalnız olmak biraz mutlu ediyor beni, çünkü gitar çalıp şarkı yapıyorum. Spor yapıyorum. Haftanın 3-4 günü gitmeye çalışıyorum. Kitap okuyorum. Vizyondaki filmlere giderim.
En son izlediğin film/en son okuduğun kitap?
En son dün Hero’ya gittim 5. kez:) Çok güzel bir filmdi.
Bi de okuması kolay olduğu için Melekler ve şeytanlar’ı okudum biraz da DaVinci şifresi’nden sonra hayal kırıklığı oldu.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

